NetteTercume.com

Online Translation Agency

Toplumdan Topluma Çeviri Farkı

leave a comment »


 Üniversitede girdiğim ilk çeviri derslerinden birinde ‘der Wald’ (orman) kelimesinin Türkçeye ‘deniz kenarı’ diye çevrildiğini görüp şaşırmıştım. Sonra bunun açıklamasını öğrendiğimde ise çok mantıklı gelmişti: Almanlar şehrin gürültüsünden uzaklaşıp, rahat bir nefes almak için ormana gider, fakat orman kavramı Türklerde aynı etkiyi uyandırmaz, aksine orman bizler için ürkütücüdür; bizler kendimizi dinlendirmek için deniz kenarlarını tercih ederiz genellikle. Dil kullanımsal ya da iletişimsel eşdeğerlilik kavramıyla tanışmam böyle oldu işte. Yani bir dile, bir kültüre ait olan kavramların çeviri metnin okuru tarafından da kolayca anlaşılabilmesini sağlamak.

Dil kullanımsal eşdeğerliliğin sağlanması adına yapılan çevirileri araştırırım, dedim ya çok ilgimi çekiyor. Birkaçını paylaşmak istiyorum sizinle.

Yaylalarda yaşayan Kızılderililer için yapılan bir kutsal kitap çevirisinde, Kızılderililer denizi bilmeyebilirler diye, İsa’nın deniz üzerinden değil, bataklık üzerinden yürüdüğü yazılmıştır. Eskimolar için yapılan bir kutsal kitap çevirisinde ise ‘Tanrı’nın kuzusu’ deyimi, ‘Tanrı’nın foku’ diye çevrilmiştir. Yine aynı çeviride ‘Bugünkü ekmeğimizi ver.’ ifadesi, Eskimolar ekmek bilmez diye, ‘Bugünkü balığımızı ver.’ şeklinde çevrilmiştir.

 Brötchen, Almanların tükettiği küçük ekmeğe benzeyen bir yiyecektir. Çoğu yerde ‘simit’ şeklinde çevrildiğini gördüm. Köfte-ekmek ifadesinin ise, Almancaya Wurst und Brot, İngilizceye fish and chips olarak çevrilmesinin sebebi şudur: Türklerin genel olarak dışarıdayken ayaküstü tükettikleri yiyecek köfte-ekmektir, aynı şekilde Almanların sosis-ekmek, İngilizlerin ise balık ve cips. Böyle yapılan bir çeviride okur da, kendi toplumunun gündelik alışkanlıkları sayesinde, okuduğunu daha iyi anlayacaktır.

Cemal Süreya çevirilerini çok beğendiğimi söylemiştim daha önce. C.S, Apollinaire’in bir şiirini ‘Bir Aşk Kırgınının Şarkısı’ şeklinde çevirmiştir. Şiirin orijinalinde Sebasta kırları ifadesi varken, kendisi bunu Sivas kırları olarak çevirmiştir.

Dil kullanımsal eşdeğerlilik konusunda çok ayrı uçlarda görüşler var. Kimi bu yöntemi kaynak metinden uzaklaşmak olarak görüyor, kimi çeviri okuru için çok gerekli buluyor. Elbette orijinal metne sadık kalmak gerektiğini düşünüyorum ancak çeviri okurunu da düşünmek gerek, bu kitle, metni nasıl daha iyi anlayacaksa öyle çeviri yapılması gerektiğini düşünüyorum.

Written by NetteTercume

Temmuz 1, 2011 8:38 am

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: