NetteTercume.com

Online Translation Agency

Toplumdan Topluma Çeviri Farkı – 2

leave a comment »


 Bir önceki yazımda, çevirinin hitap edilen topluma göre olmasını söylemiştim. Daha kolay anlaşılabilir, özümsenebilir olması için kavramlarda değişikliklere gidilebileceğinden bahsetmiştim. Tabi her şeyde olduğu gibi, bunda da dozu ayarlamak gerek, değil mi? Bazı
çevirmenler bu durumu o kadar abartıyor, her şeyi o kadar Türk toplumunauyarlıyor ki, metnin özgünlüğü kayboluyor.

Farklı toplumların tüm geleneklerini ya da yiyeceklerini bilemeyebiliriz fakat –bize yabancı olsa da- bildiğimiz şeyler var. Hıristiyanların peygamberinin İsa olması, ‘Allah’ kavramının Müslümanlara ait olması gibi… Evrensel bir dünyadayız artık, bunlar biliniyor. Ama bazı çevirmenler – sanki bunlar bilinmiyormuş gibi- Hıristiyanlıkla ilgili kavramları Türkçeleştireyim derken aslında Müslümanlaştırıyor. Bir anda metinde ‘Aleykümselâm’, ‘Selamünaleyküm’ gibi Müslümanlığa ait kavramlar görüyoruz. Kaynak metindeki ‘istavroz çıkarmak’ ifadesinin, ‘salâvat getirmek’ diye yapıldığını bile gördüm. Dediğim gibi, evrensel bir dünyada olduğumuz için, artık dinler iyi biliniyor. Bunun çevirisinde herhangi bir değişiklik olmadan, olduğu gibi çevrilirse sorun olmaz, hitap edilen toplum bunu anlayabilir. Yine de, çevirmenin aklında bu konunun aktarımıyla ilgili soru işareti kalırsa, dinsel kavramların dipnotla verilmesi kanısındayım.

Özel isimlerin çevrilmesi durumu var bir de. Ki, çevrilen metin çocuk oyunu ya da çocuklar için öykü, masal gibi bir şey değilse hiç katlanılabilir bir durum değil bu benim için. Çocuklara yönelik olan metinlerde kahramanların adı Güneş Çocuk, Bulut Kardeş, Küçük Böcek gibi olduğu için elbet çevrilir ama yetişkinler için yapılan bir çeviride David’i Davut, Josef’i Yusuf, Mary’i Meryem diye çevirmenin gerçekten bir anlamı yok. Özel isimler zaten okuyucu tarafından algılanabiliyor.

Çevirmenin sadece hitap ettiği kültürün bilmeyeceği noktaları Türkleştirmesi ya da Türkçeleştirmesi gerekmektedir. Bir Japon romanında geçen ‘beyazlara bürünmüş kadın’ ifadesini, Türkçeye ‘siyahlara bürünmüş kadın’ olarak çevirmelidir mesela. Japonya’da yas tutma rengi beyazdır çünkü bizde siyah. Bir Türk okurunun (Japon kültürüyle ilgili değilse) romandaki kahramanın neden beyazlara büründüğünü anlayamaması yüksek bir ihtimal.
Çevirmenin düşünmesi gereken noktalar bunlardır işte. Metnin özgünlüğünü kaybetmeden, sadece gerekli değişimleri yapması gerek. Yoksa orijinal metin ne kadar başarılı yazılmışsa yazılsın, çeviri metin orjinalini yansıtmayan, kültür karmaşası yaşayan komik bir şeye dönüşüyor.

 

 

Written by NetteTercume

Temmuz 4, 2011 7:19 am

Toplumdan Topluma Çeviri Farkı - 2 kategorisinde yayınlandı

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: