NetteTercume.com

Online Translation Agency

Çeviride Sonsuzluk

leave a comment »


“Burası, faniliğin ötesindeki saf sanatın ve felsefenin sonsuzluğa aktığı yerdir…”

Alfred de Vigny

(Fransız şair ve yazar)

Çeviride sınırsızlık denince akla edebî çevirinin gelmesi kaçınılmazdır, çünkü bu alanda çevirmen ile asıl yazar arasındaki mesafe; ikisini aynı seviyede buluşturabilecek kadar yakın, hatta çevirmeni yazardan öteye götürebilecek kadar da güçlüdür. Üstelik edebî metinlerde yazarı yazar yapan onun yaratıcılığıysa, edebî çeviride çevirmeni yazardan ileri götürebilecek olan da büyüleyici yaratıcılıktır. Bunun örneklerini ülkemizde görmek gayet mümkün: Stieg Larsson’un Ateşle Oynayan Kız’ını Türkçeye çeviren Ali Arda, Christophe Grange’in Taş Meclisi’sini çeviren Ali Cevat Akkoyunlu, Umberto Eco’nun Baudolino’sunu çeviren Şemsa Gezgin ve en önemlilerinden Reuel Tolkien’in Yüzüklerin Efendisi’sini çeviren Çiğdem Erkal İpek ve daha niceleri… Her birinde, hepsi de kendine özgün olmak üzere, adeta edebiyatın büyüleyiciliğini kanıtlar gibi kaynak metinlerdekinden çok daha ileri seviyede yaratıcı sözcük ve anlatımlar bulabilirsiniz. Bu mükemmelliğin sebebini yıllarını adayarak sözcüklere ancak dökebilen dil filozoflarından Willis Barnstone’un konuyu şu şekilde açıkladığını okuduğumu hatırlıyorum: “Uğraş alanı dil olan ve her şeyin tanımlarla açıklanarak tekdüzeliğe indirgenebilecek derecede sınırlı olduğunu öne süren çözümsel dil felsefesinin kendisinden başka her şeye (özellikle de her şeyin sorgulanacağını savunan geleneksel doğaüstücülüğe) karşı çıktığı zamanlarda göze çarpan olgucu Rudolph Carnap, mantık ve matematiğin dışında kalan her şeyin anlamsız olduğunu öne sürerek her şeyin kanıtlanabilir olduğunu iddia etmişti. Belki edebî metinlerin fani ve sınırlı olduğu konusunda bile haklı olabilir, ancak çeviri konusunda aynı olgucu değerler tamamen yanılmaktadır. Barnstone’un dilini biraz daha sadeleştirmekte fayda görüyorum: Dillerin matematiksel açıklamaları ve formülleri ne kadar haklı çıksalar da, çevirmenin parmaklarından dökülen-tıpkı verdiğim örneklerdeki gibi-büyüleyici anlatımlarda geçersizdir; çünkü bir çevirmenin bazen ne kadar yaratıcı olduğunu tahmin bile edemeyiz, çünkü bunu kendisi bile tahmin edemez. Bunda hiç şüphe yok ki; ne Ali Arda ne Çiğdem Erkal İpek ne de diğerleri, çevirilerini yaparken yaratacak oldukları anlatımdaki mükemmelliği henüz bilmiyorlardı. Onlar, kaynak metnin hakkını verebilmek için ellerinden geleni ortaya koydular ve bugün tüm kitapçılarda-yağmurun altında ıslak kaldırımlara sererek satış yapan korsan kitapçılarda bile- bulabileceğimiz profesyonel işi eserleri ürettiler.

Böylece, modern zaman bize felsefede sabırla öğrenmeyi öğretmesiyle edebî çevirinin, aslında tüm diğer yazın türlerinde de olduğu gibi, tahmin edilemez büyüklükte bir çapı olduğunu; taraflı ve tekrarlanamaz olduğunu açıklayan bir yol geliştirdik. Tüm bunlara ek olarak, çeviri işini yapan sanatçının da çevirinin sınırlarını kendisi belirlediğini gösterdik. İşte çevirmenin profesyonelliğinin önemini kanıtlayan bir örnek daha…

Emin Tugay Ersoy

Editör

NetteTercume.com


Written by NetteTercume

Eylül 12, 2011 10:02 am

Çeviride Sonsuzluk kategorisinde yayınlandı

Tagged with , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: