NetteTercume.com

Online Translation Agency

Gabriel Garcia Marquez

leave a comment »


Edebiyat marangozluktan başka bir şey değildir.

Gabriel Garcia Marquez

 

Bir yazımda Kafka’nın ‘Die Verwandlung’ (Dönüşüm) adlı eserinden söz etmiştim size. Şimdi yeniden ‘Kafka iyi ki yazmış bu kitabı’ diyorum kendi kendime, çünkü Marquez bu kitabı okuduktan sonra yazmaya karar vermiş.

Gabriel Garcia Marquez en sevdiğim yazarların başında geliyor. Kitaplarını okumaya başladığım ilk zamanlarda aklımda sürekli dönüp duran bir soru vardı: Çevirileri bile bu denli harikayken, İspanyolca asılları nasıldır acaba? Çevirmenlerimizin hakkını asla yemek istemem. Özellikle İnci Kut’un çevirilerine bayılırım fakat edebiyat çevirilerinde ne kadar özenilirse özenilsin bazı kayıplar oluyor.

Yazılarımı okuyanlar bilirler, insanlar hakkında her yerden kolayca ulaşılabilecek biyografik bilgiler vermeyi pek sevmiyorum. Bu yazı da bu doğrultuda ilerleyecek.

Sevdiğim iki edebiyat akımı vardır. Büyülü Gerçekçilik bunlardan biri ve bana göre bu akımın başını Marquez çekiyor. Büyülü Gerçekçilik, normal olmayan, sıra dışı olguları içinde barındıran bir akım. Marquez öyle bir yazıyor ki, düşle gerçek, dünle bugün, dünyadaki her şey iç içe giriyor sanki fakat bunu öyle bir doğallıkla anlatıyor ki, insan okurken bunların hiçbirini yadırgamıyor. Marquez’in doğaüstü olayları harika bir yalınlık ve doğallıkla anlatması ise çocukluğunda babaannesinin de ona böyle hikâyeler anlatıyor olmasından geliyor. ‘Büyükannem, en acımasız şeyleri, kılını bile kıpırdatmadan, sanki yalnızca gördüğü şeylermiş gibi anlatırdı bana. Anlattığı öyküleri bu kadar değerli kılan şeyin, onun duygusuz tavrı ve imgelerindeki zenginlik olduğunu kavradım.’ diyor yazar bu konuda. İşte Marquez’in en sevdiğim cümlelerinden birkaçı: ‘Aşık olan genç camdan yapılmış maddelere dokununca cam renk değiştirmektedir.’ ‘Yine de doktoru en çok kanatlar şaşırttı. Bu eksiksiz insan bedeninde öyle tabii duruyorlardı ki öteki insanlarda niye olmadığına şaştı.’ ‘Hava o kadar sıcaktır ki masanın üstündeki eşyalar havalanmaya başlar.’

Marquez yazar olabilmek için çok çabalamıştır. Üniversite eğitimini bırakmış, sonra da bir süre gazetecilik yapıp, bunu da bırakmıştır. Kendisine ün kazandıran, Nobel Ödülü’nü hak ettiren kitabı Cien Anos De Soledad’ı (Yüzyıllık Yalnızlık) yazma süreciyle ilgili şunları söylemiştir: ‘Yüzyıllık Yalnızlık’ı iki yıldan daha kısa bir sürede yazdım. Ama yazı makinemin başına oturmadan önce bu kitap hakkında düşünmek on beş, on altı yılımı aldı.’ Yine bu süreçte eşi Mercedes’le birlikte evlerindeki eşyaları emanetçiye vermiş, tanıdıkları herkesten borç almış ve tüm bu süreç boyunca da kira ödeyememişlerdi. Nihayet kitap bitip, sıra yayınevine göndermeye geldiğinde, postane memuru gönderme ücretinin 82 peso olduğunu söylemişti fakat sadece 53 pesoları vardı. Bu yüzden sayfaları ikiye bölüp yarısını göndermeye karar verdiler. Birkaç gün sonra verebilecek tek şeyleri olan bir soba ve mikseri de alıp, emanetçiye verip, paralarını aldılar. Kitabın diğer yarısını göndermek için postaneye gittiklerinde yanlış şekilde gönderdiklerini fark ederler. Kitabın ilk kısmını değil, son kısmını göndermişlerdi sadece. Bu ve bunun gibi birçok sorun yaşamalarına rağmen, kitap sonunda basılır ve Marquez tüm dünya tarafından tanınmaya başlar.

Marquez’le ilgili diğer bir ilginç şey ise, doğduğu yer Kolombiya’da kitaplarının yayımlanmasının korsan yayıncılar nedeniyle durdurulması. Yazdığı kitaplar basılmadan önce bile korsan yayıncıların eline geçebiliyormuş. Hatta Marquez’in –yayıncının isteğiyle- sırf bu yüzden kitabının sonunu değiştirdiği bile olmuş.

Marquez benim için şu an yaşamakta olan en büyük, en usta yabancı yazar. Yanyana getirdiği kelimelerin çevirisini bile okumak harika. Yarattığı büyülü-gerçek dünyaya girmek, anlattığı hiçbir şeyi garipsememek sanırım sadece onun yaratabileceği şeyler.

Marquez’i bu yazıyla daha iyi tanıyanlara, okumak isteyenlere elbette ki tüm kitaplarını tavsiye ediyorum. Fakat en sevdiklerimi soracak olursanız, cevabım Yüzyıllık Yalnızlık, Kolera Günlerinde Aşk, Aşk ve Öbür Cinler olur. ‘La Soledad De Amerika Latina’ isimli konuşmasını ve ‘Beşyüz Günlük Fakirlik’ ismiyle hatıra defterinden alıntılanmış metni de internetten okuyabilirsiniz.

Başak Yılmaz

Editör

NetteTercume.com

 

 

 

 

Written by NetteTercume

Eylül 23, 2011 9:29 am

Gabriel Garcia Marquez kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: